Ahmed Arif – Adiloş Bebe


Varamaz elim
Ayvasına narına can dayanamazken
Kırar boynumu yürürüm
Kurdun kuşun bileceği hal değil
Sormayın hiç
Laaaal
Kara ferman çıkadursun yollara
Yarin bahçesi tarumar
Kan eder perçem

Olancası bir tutam can
Kadasına belasına sunduğum
Ben öleydim looy
Elim boş
Ayağım pusu
Bir ben bileceğim oysa
Ne afat sevdim
Bir de ağzı var dili yok
Diyarbekir Kalesi

Açar
Kan kırmızı yediverenler
Ve kar yağar bir yandan
Savrulur Karacadağ
Savrulur zozan
Bak bıyığım buz tuttu
Üşüyorum da
Zemheri de uzadıkça uzadı
Seni baharmışın gibi düşünüyorum
Seni Diyarbekir gibi
Nelere nelere baskın gelmez ki
Seni düşünmenin tadı

Hamravat suyu dondu
Diclede dört parmak buz
Biz kuyudan işliyoruz kaba kacağa
Çayı kardan demliyoruz
Anam sır gibi saklar siyatiğini
Yel der baharın geçer
Bacım ikicanlı ağır
Güzel kızdır bilirsin
İlki bu bir yandan saklı utanır
Ve bir yandan korkar
Ölürüm deyi
Bir can daha çoğalacağız bu kış
Bebeğim neremde saklayım seni
Hoş gelir
Safa gelir
Ahmed Arif’in yeğeni

Doğdun
Üç gün aç tuttuk
Üç gün meme vermedik sana
Adiloş Bebem
Hasta düşmeyesin diye
Töremiz böyle diye
Saldır şimdi memeye
Saldır da büyü

Bunlar
Engerekler ve çıyanlardır
Bunlar
Aşımıza ekmeğimize
Göz koyanlardır
Tanı bunları
Tanı da büyü

Bu namustur
Künyemize kazınmış
Bu da sabır
Ağulardan süzülmüş
Sarıl bunlara
Sarıl da büyü



Eklenme Tarihi: Ağustos 28, 2007 6:30 am

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>