Şarkı, sözleri,  şarkı sözü, türkçe şarkı , yabancı şarkı sözleri, yerli şarkı sözleri, lyrics

Hayalperest Tüm İstanbulu Yakasım Var

Hayalperest Tüm İstanbulu Yakasım Var Şarkısı Sözleri

Sevmem sevmem artık sevmem
İnanki bir daha düşlere dalmam
İnanki bir daha arkama bakmam
Çekipte giderim ardıma bakmam

Sus nolur bu kadar acıya dayanamam
Kaldıramam bu yükü taşıyamam
Aşkın ortasında kalan sahtekar
Ver bi duman daha bana anlatayım

Dogruyu yanlışı gerçegi yalanı
Ben ömrümde bu kadar yalancı
Ben ömrümde bu kadar dolancı
Hayatımda böyle düzenbazcı görmedim

Gözünü aç vede sen beni dinle
Haykıra haykıra yoruldu yürekte
Tüm istanbulu yakasım var sayende
Elbet adım atarım istanbul şehrine

Bana cinnet geldi ver bi kapak daha
Kalmadıysa çöz paket uçak tenhaya
Kafaları dolduralım işimizi bakalım aga
Herkez keyfinde biz akanze hayata

Full sipid kafalar hayat bi kargaşa
Yolumuza bakarız biz bu malatyada
Biz neler neler gördük sokaklarda
Acıma duygusu kalmamış insanlarda

Dur bi dakka bilader önüne bak sana
Boş beleş mevzulara girmeyiz boşuna
Hayat bi sınavsa kuralını oynarız usta
Gelene gidene önüme gecene bi faca

Kaç kişinin facasını aldık bu yollarda
Soran olursa malatya lisesi kavşagında
Biz neler neler gördük döner bıcaklarıyla
Sallamalarla saldırdık kuzenim kaanla

Alem dinlesin diye yazmadık bunlarıda
Şan şöhret için koşturmadık anlayana
Para pul deyil derdimiz gösteriş deyil
Biz sadece yürekten kaybetmiş iki kuzen

Ozbi Ey İstanbul

Ozbi Ey İstanbul Şarkı Sözleri

İstanbul temiz!

Nemli sokak kaldırımlarının arasına sıkışmış papatyalarla taç yapan çocuklar kadar.

Ölümsüz aşkı bulan ve sonra Azrail ile tanışan saf bir aşık kadar.

İstanbul kirli!

Cehaletin enselediği suçluların güçsüz olduklarını kabullenip boyun eğdikleri kader kadar.

Bütün duyguların sanallaşıp, gerçekleri sokaklarında sakladıkları için İstanbul mutsuz!

Yaradan’ın yanıldığı kadar .

Vicdan ve hürriyet: Neden geldiğini bilmediğin bir terminalde külleriyle oynadığın bir kül tablası.

Bir yolculukta, ne ayı ne de yıldızları göremeyen bir insanın suratını asması.

Vicdan ve hürriyet: Bir askerin kaşarlı bayat ekmeğini tutan palaskası.

Yoldaşız diyenlerin dipçiği ile yırtılan karın kası.

Tecavüzün simit susamlarından şaire gelen ilhamı, yerle yeksan eden kahredici travması.

O yüzden İstanbul, devr-i şahanesin.

Şaheserin, özgürlüğün toprak altında beklemesi.

Bu yüzden İstanbul, ehl-i vecizesin.

Şaheserin, yazarın acıyla elinin titremesi.

Ey gidi İstanbul!

Olan biteni küçümsersin.

Lakin büyüklüğün bir celladın marifet namesi.

Bir zamanlar seni küçümseyenin küçüklüğüne üzülürdün.

Ne vakit oldun böyle kibrin adresi.

İstanbul! merhametin yok,yok!

Binlerce yıl küs kalmış hayallerin var.

Ey İstanbul!

Cesaretin yok,yok,yok!

Gerçeği saklayan korkuların var.

“İçinde kuralların, içinde yasakların, içinde umutlara kibirlenen bir ruhun var.”

Unutulan sokaklar, kayıp kahramanların martavalları ile süslenir.

İsimsiz düşlerin, pusu kurduğu yalan diyarıdır bu şehir.

Kimsesiz bırakır, lakin yine de gönül heveslenir.

İnsanın kanıyla, gururuyla beslenir.

Umutların rüzgarındadır tebessümün hikayesi.

İlk önce kirlenmektir surattaki ifadesi.

Sadece en güçlü olmaya çalış der, kaderin iradesi.

Kalırsan kaidesiz, bağlanır basiretin.

Bir gökdelende görürsün parayla gelen asaleti.

Bir banknot parçası tüm duygularına hükmederken anca sarhoş olup diklenirsin. O da olur rezaletin.

Bir hayal kur, işte o an içindesindir esaretin.

Gerçekle arandaki duvarı yıkmak ister dertlerin.

Yıkabilir misin Bilemem lakin.

Eyvallah!

Ben gidiyorum, bu şehre hoş geldin…

Yukarı